|
|
 |
|
| Uzun İnce Bir Yol... |
| Her toplumsal kalkınmanın arkasında köklü bir geçmiş, isimsiz kahramanlıklar vardır. Toplumlar, bu miras üzerine bina edilir ve gelişir. Geçmişinde bu fedakarlıkları yaşamayan toplumlar tarihin seyri içinde yerini alamamışlardır. Temel hak ve hürriyetler genişletildikçe, toplum çok sesliliğe yer vermiş, kendi düşündüklerini paylaşmış, bu paylaşımın yanında örgütlenmeyi, birliği, o birlikler sayesinde yararlı faaliyetlerde bulunma fırsatını kazanmıştır. Peki bu özgürlükler sadece sunularak mı kullanılmış? Hayır,aksine kazanılmış. Kendi zihinsel ve gönülsel prangalarından kurtuldukları nisbettte birey ve toplum, kendini gerçekleştirme şansını bulmuştur. Aslında olaya, sosyolojik yanı olsada, ben, şahıs vechesinden bakmak istiyorum. Şöyle ki; biz, ait olduğumuz bir aileye,o ailenin de bağlı olduğu, bir topluma mensubuz. Bu mensubiyetliğin farkındalığına vardığımız an aslında kendimize sorumluluklar yüklediğimiz an olmalıdır. Bundan sonra yerinde duramayan her türlü statüde roller üstlenen bir birey var olmalıdır.Kendi çevresinde güçleri birleştiren,güçlere güç katan,kendi öz benliğini, oluşturulan benlik havuzuna atan ve oluşturulan o kimlikle haraket eden bir model olabilmek... Başta da ifade ettiğim, varsa bir toplumsal miras onu iyileştirip, geliştirip devam ettirmek, yoksa yeniden oluşturup onu ikame edebilmek.
Bunları yakalayıp işletmek aslında zor değil; bizler kuşak olarak, kendimizi zaten bu tür hareketlerin içinde, yaşarken bulmuşuz. Bütün mesele bunları tam manasıyla yaşayabilme adına gönül ve zihin prangalarımızı kırıp parçalayabilmemiz; bizden toplumumuzun ve gelecek nesillerimizin beklentilerine cevap verecek isimsiz kahramanlıkları kendi şahsımızda yaşatabilmemiz.
Hiçbir menfi menfaat gözetmeksizin samimiyetlikle bakılırsa görülecek ki,çevremizde her platformda toplumsal iyilik ve toplumsal fayda üzerine sorumlukluklar yükleneceğimiz oluşumlar mevcut. Yeter ki basiretli ve ferasetli olalım. Bize biçilen her kaftanı giyinelim demiyorum. Kendi bedenimize uygun kaftan bulalım diyorum.Ama illaki bulalım.Görelim, tanıyalım ve bilelim. Kişinin bilmediği şeyin düşmanı olduğunu da unutmayalım. Tanıdıkça seveceğimiz oluşumlara uzak kalmayalım. Yarın kendimiz adına çok geç olmasın. Çünkü iyilikler her zaman birilerinin omuzlarında yükselmiştir. Önemli olan o omuzlara güç verip, daha fazla iyiliğin yükselmesine katkı sağlayabilmemizdir.
Bizler sosyal yaşamımızda fayda - zarar; ekonomik yaşamımızda kar-zarar;amellerimizde hayır-şer muhasebesini hep yaparız. Olumlu doneler olumsuz donelere baskın geldi mi, bizler o eylemin gerçekleşmesini maslahatlı buluruz değil mi? İşte cemiyet hayatımızda da bence o dengeleri göz önünde tutmamız gerekir. ''Şerri kalil için, hayr-ı kesir terkedilmez'' ( küçük zararlar için, büyük hayırlar terkedilmez ) darbı meseli herhalde fazla söze gerek bırakmamıştır.
Vesselam.
Mehmet Akif BİNGÖL
|
|
| YORUMLAR |
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
 |
Ziyaretçi Defteri |
 |
|
| Hayat AYDIN : Bağlarbaşında açtığiım MC TİNTİNİ Bebe ve Çocuk Giyim Mağazamıza tüm Muşlu hemşerilerimi bekliyorum ... |
| Mehmet Emin Yalçın : Radikal Gazetesi yazarı Cengiz Çandar'ın radikal gazetesinin bu günkü yazısının bir kısmında Muş... |
| Akif Bingöl: Sebat ve fedakarlıkta toprak gibi olmaya adanmış gönüller olarak,bizler her türlü hizmeti anlaşılsak... |
| Mehmet Veysi TUTKUN : Üniversiteli gençlerimizin enerjisi ile bu Derneği sırtlaması lazım. Ama nerede... Ah gençlik sen yo... |
| Mehmet Veysi TUTKUN : İyiliği başkasından beklemekten vazgeçip gücümüz ölçüsünde iyilik yapmayı düşündüğümüz gün, KURTULUŞ... |
|
 |
|
 |
|
|